İsrail ordusunun 2 Mart’tan bu yana Lübnan’a düzenlediği saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısı, ateşkese rağmen 28 artarak 3 bin 213’e ulaştı. Yani, durum gerçekten içler acısı… Bu rakamlar, savaşın cehenneminde kaybolan hayatları, aileleri ve umutları temsil ediyor. Her bir sayı, ardında bir hikaye barındırıyor. Yahu, bu kadar kayıp olur mu?
Son haftalarda Lübnan sokaklarında yaşananlar, gerginlik ve endişe dolu. İnsanlar her an bir bombanın patlayabileceği korkusuyla yaşıyor. Geçtiğimiz günlerde, bir mahallede meydana gelen patlama, yine büyük bir paniğe yol açtı. Vatandaşlar, evlerinden dışarı fırlarken, gözlerinde korku, yüzlerinde ise çaresizlik vardı. Hadi canım, bu nasıl bir durum böyle?
Gözlemlerime göre, sokaklarda gergin bir sessizlik hâkim. Evet, insanlar bir yandan günlük yaşamlarına devam etmeye çalışıyor ama bir yandan da her an yeni bir saldırı gelebilir kaygısı içindeler. İşin aslı şu; 2 Mart’tan beri yaşananlar, bölgedeki durumu daha da kötüleştirmiş durumda. Bakın, bu sayıların arkasında sadece rakamlar yok; kaybedilen her hayat, geride bıraktığı sevdiklerine de acı veriyor.
Bu saldırılar, sadece askerleri değil, masum sivilleri de hedef alıyor. Yani, milletin içinde bulunduğu durum gerçekten içler acısı. İnsanlar, her gün sokağa çıkarken bir yandan da dua ediyor. “İnşallah bugün bir şey olmaz” diye düşünmeden edemiyorlar. Depremler, sel felaketleri gibi doğal afetler bile bu kadar can alıcı değil. Neyse, devam edelim…
Şimdi, bakıyoruz ki, bu olaylar dünyada da yankı uyandırıyor. Uluslararası toplum, bu duruma kayıtsız kalamaz. Herkes, bir an önce barışın sağlanmasını bekliyor ama ne yazık ki ateşkes bile bu durumu değiştirmiyor. İşin aslı, ateşkesin arkasında yatan nedenler ve uygulama şekli, tam olarak güven vermiyor. Gelişmeler ne yönde olacak, bilinmez…
Sonuç olarak, Lübnan’daki durumun daha da kötüleşmesi, sadece oradaki insanların değil, dünya üzerindeki herkesin yüreğini acıtıyor. Peki, bundan sonra ne olacak? Gelişmeleri takip ediyoruz…
Kaynak: Orijinal Haber

